Şiirde ahenk öğeleri nelerdir?



Şiirde Ahenk Öğeleri

Şiirdeki ahenk unsurlarından biri de rediftir. Redifin ne olduğunu, redif ile kafiye arasındaki farkları daha önce vurgulamıştık. Redifleri kafiye zannederek şiir yazanları eleştirip onları acemilikle suçlamıştık.

Edebiyatımızda redifi ahenk öğesi olarak kabul etmeyen, rediflerden olabildiğince kaçınan şairler de olmuştur. Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar böyle bir anlayışa sahiptir. Ona göre rediften yararlanmak zayıf şairlerin işidir, kulağa hoş gelecek kafiye bulamayanların başvurduğu bir yoldur. Fakat gelmiş geçmiş şairlerimizin yüzde doksan dokuz diyebileceğimiz ezici çoğunluğu redifi benimsemiş, ahenk öğesi olarak kullanmayı bilmişlerdir.

Redif tek harften oluşacağı gibi dizelerin hemen hemen tümü rediften ibaret de olabilir. Köroğlu�dan aldığım �Bizim yaylanın uşağı / Belinde Aydın kuşağı� dizelerinin sonundaki �-ı� ekleri tek sesten ibaret rediftir. Nedim�den aldığım aşağıdaki dizelerde kafiyeler, redifin baskısıyla ezilmiş, ikinci plana itilmiştir:

Safa-yı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim
Vefa-yı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim

Bu beyitte �safa ve vefa� sözcüklerindeki �fa� hecesi kafiye, diğer sözcükler rediftir.

Biz dünyaya veda ettik
Kalanlara selam olsun
Bizim için hayır dua
Kılanlara selam olsun

Yukarıdaki dörtlük Yunus Emre�ye aittir. Dörtlüğün 1. ve 3. dizelerinde kafiye yoktur; 2. ve 4. dizelerde ise �kal- ve kıl- fiil köklerindeki �l� ünsüzü yarım kafiye �-anlara selam olsun� ek ve sözcükleri rediftir. Bu dörtlüğe ahenk katan öğe hiç şüphesiz ki bu güzel rediflerdir.

Gül yüzünde göreli zülf-i semensay gönül
Vay gönül vay bu gönül vay gönül eyvay gönül

Divan edebiyatı şairlerinden birine ait yukarıdaki dizelere �gönül� redifinin kattığı ahengi ve güzelliği anlatmaya gerek yok sanırım.

O gül endam bir al şale bürünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün
Bu beyitteki redifler de ustaca bulunmuş, şiire ahenk katan öğelerden biri haline gelmiştir.

Halk şairleri kafiye konusunda daima rahat olmuşlardır. Öyle ki Divan şairleri asla yarım kafiye kullanmamışlar, kafiyelerinin en az iki sesten oluşmasına dikkat etmişlerdir. Halk şairleri ise tek sesten ibaret kafiyelerle yetinmişlerdir. Hatta en usta Halk şairleri bile bazı dörtlüklerinde kafiye kullanmamış, rediflerle yetinmiştir. Mesela Karacaoğlan�dan aldığım aşağıdaki dörtlük böyledir:

Aradılar bir tenhada buldular
Yaslandılar şivgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim ala dağlı kar iken

Bu dörtlükte kullanılan �buldular, kırdılar, verdiler� sözcüklerindeki �-dular, -dılar, -diler� ekleri rediftir; �bul-, kır-, ver-� köklerindeki �r� yarım kafiyedir ama ilk dizedeki fiil kökünde kafiye yoktur. Yine Karacaoğlan meşhur bir semaisinden bir dörtlük:

Bana kara diyen dilber
Gözlerin kara değil mi
Yüzünü sevdiren gelin
Kaşların kara değil mi

Bu dörtlüğün 2. ve 4. dizelerinde kullanılan �göz ve kaş� isim kökleri kafiyeli değildir. �-lerin kara değil mi� ek ve sözcükleri rediftir. Kısaca bu dörtlükte kafiye yoktur, şiire ahenk katan öğe rediflerdir. Bu şiir ve şairi için �Kafiye kullanmamış, redifleri kafiye gibi kullanmış; kötü şiir, kötü şair.� demek mümkün müdür?

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Ustaca kullanılmış redifler şiire en az ölçü ve kafiye kadar ahenk katar.

2- robotun konuşmasında vurgu ve ahenk olmadığı için akıcılık yönünden tutuk kalır.
3-kafiyeli ve ses ahengi şiiri kolay ezberlenebilir kılar
4-çünkü tören geçitlerinde belli bir düzen,uyum ve ahenk söz konusudur

Pagination for Multi-page posts ~~~ -->