DNA nedir? DNA bileşenleri nasıl ve nerelerde kullanılır?



Deoksiribonükleik asit (DNA), tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA’nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı DNA bir kalıp, şablon veya reçeteye benzetilir. Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları gen olarak adlandırılır, ama başka DNA dizilerinin yapısal işlevleri vardır, diğerleri ise bu genetik bilginin kullanılmasının düzenlenmesine yararlar.

Kimyasal olarak DNA, nükleotit olarak adlandırılan basit birimlerden oluşan iki uzun polimerden oluşur. Bu polimerlerin omurgaları, ester bağları ile birbirine bağlanmış şeker ve fosfat gruplarından oluşur. Bu iki iplikçik birbirlerine ters yönde giderler. Her bir şeker grubuna baz olarak adlandırılan dört tip molekülden biri bağlıdır. DNA’nın omurgası boyunca bu bazların oluşturduğu dizi, genetik bilgiyi kodlar. Protein sentezi sırasında bu bilgi, genetik kod aracılığıyla okununca proteinlerin amino asit dizisini belirler. Bu süreç sırasında DNA’daki bilgi, DNA’ya benzer yapıya sahip başka bir nükleik asit olan RNA’ya kopyalanır, bu işleme transkripsiyon denir.

Hücrelerde DNA, kromozom olarak adlandırılan yapıların içinde yer alır. Hücre bölünmesinden evvel kromozomlar ikilenir, bu sırada DNA ikileşmesi gerçekleşir. Ökaryotlarda (yani hayvan, bitki, mantar ve protistalar) DNA’larını hücre çekirdeği içinde bulundururlar, buna karşın prokaryotlarda (yani bakteri ve arkelerde) DNA hücre sitoplazmasında yer alır. Kromozomlarda bulunan kromatin proteinleri (histonlar gibi) DNA’yı sıkıştırıp organize ederler. Bu sıkışık yapılar DNA ile diğer proteinler arasındaki etkileşimleri düzenleyerek DNA’nın hangi kısımlarının okunacağını kontrol ederler.

Bir başka Kaynağa Göre DNA Ve RNA

DNA

Çekirdek içindeki DNA ve RNA moleküllerine kısaca nükleit asit denir. Nükleit asitler bir canlının yaşamını sürdürmesi için şart olan moleküllerdir. Çünkü hücre içindeki tüm hayatsal faaliyetler için nükleik asitlere ihtiyaç vardır. Nükleit asitler nükleotitlerden oluşmuştur.

Organik bazlar: Adenin(A), Guanin(G), Timin(T), Sitozin(C) ve Urasildir(U).
Şekerler: Beş karbonlu şekerler olup, Riboz ve Deoksiriboz şekerleridir. Nükleotitler taşıdıkları bazlara göre aşağıdaki gibi isimlendirilirler:

Guanin taşıyorsa: Guanin nükleotit
Adenin taşıyorsa: Adenin nükleotit
Timin taşıyorsa: Timin nükleotit(Sadece DNA’da bulunur)
Sitozin taşıyorsa: Sitozin nükleotit
Urasil taşıyorsa: Urasil nükleotit(Sadece RNA’da bulunur)

Nükleotitler taşıdığı şekere göre de isimlendirilebilir. Deoksiriboz şekeri bulunduran nükleotitlere deoksiriboznükleotitler, riboz şekeri taşıyanlarada riboznükleotitleri denir.

DNA Nedir?
DNA çekirdekte bulunan ve taşıdığı genler sayesinde hücredeki hayatsal faaliyetleri yönetir. Yapısında Adenin, Guanin, Timin ve Sitozin bulundurur. Yapısında taşıdığı şeker ise Deoksiribozdur. En önemli özelliği kendini kopyalayabilmesidir. Sarmal iki nükleotit dizisinden oluşmuştur. Bu nedenle A=T ve C=G olur. DNA’nın iki ipliği biribirine hidrojen bağlarla bağlanır. Bir iplikteki Adenin diğer iplikteki Timin ile birleşir. Guanin ise diğer iplikteki Sitozin ile birleşir. A ile T birleşirken 2, C ile G birleşirken 3 hidrojen bağı oluşur.

RNA Nedir?
Çekirdek ve sitoplazmada bulunur. DNA’nın yönetimindeki protein sen¤¤¤inde önemli görev yapar. Yapısında riboz şekeri ile beraber Adenin
Urasil, Sitozin ve Guanin bulunur. DNA üzerinden sen¤¤¤lenir. Sarmal bir nükleotit dizisinden oluşur. Bu nedenle Adenin Urasile ve Guanin Sitozine eşit değildir.

Elçi RNA(mRNA): Kromozom üzerindeki genlerde 20 değişik amino asidin nasıl dizilerek protein yapılacağını şifreler halinde yazar ve bunları ribozoma götürerek protein yapılmasını sağlar.
Taşıyıcı RNA(tRNA): Elçi RNA’daki şifrelere uygun amino asitleri ribozomlara götürür.
Ribozomal RNA(rRNA): Proteinlerle beraber Ribozomu yapar.

Pagination for Multi-page posts ~~~ -->