Demokrasi ne demektir? Demokrasinin doğuşu ve tarihsel gelişimi nasıl olmuştur?



Demokrasinin Doğuşu

Yönetim biçimleri içerisinde insanların en adilane yönetileceği yönetim biçimi diyebiliriz demokrasi için.Tam olarak uygulandığında kişi hak ve hürriyetleri,ayrıca fikir özgürlüğü ile din ve vicdan özgürlüğü gibi alanlarda insanlar istediklerini diğer kişilerin sınırlarını zorlamadıkça rahatça yapabilmektedir demokratik yönetimlerde.

Toplumların yönetilmesinde geçmişten bu güne bir çok yönetim şekli ortaya çıkmıştır. Ancak bu yönetim şekilleri içesinde en mantıklı ve hakkaniyetli olanı halkın yönetimde söz sahibi olmasıdır yani demokrasidir,

Demokrasi kelimesi köken bakımından Yunancadır. Toplumsal ikdidar konusunda ilk düşünsel çalışmalar Eski Yunan’da yapılmıştır. Bu çalışmalar sayesinde monarşi ve oligarşi gibi kavramla da demokrasiyle beraber gelişmiştir.Eski Yunan’da Atina Devleti, demokrasi benzeri bir rejime yönetiliyordu. Gerçi köleler ve kadınlar yönetime katılamıyordu. Bu devlet yaklaşık 100 yıl yaşadı.

Yine bazı şehirlerde demokrasi benzeri açılımlar aralıklı olarak gözlendi. İtalya’da 12 ve 13. yüzyıllarda denenen bu rejim burjuva ve işçiler arasında çıkan çatışmalarla başladı ve çok uzun sürmedi.

Geniş halk kitlelerinin zamanla bilinçlenmesi, İncil gibi birçok kutsal kitapta “eşitlik” kavramından bahsediliyor olması genişhalk kitlelerinde nevcut monarşik ve oligarşik rejimlerin varlığına kuşkular doğuruyordu. İngiltere, Almanya ve Fransa’daki 14. Yüzyıl sonrası gerçekleşen birçok isyanın altında bu duygular da yatmaktaydı. Örneğin Wat Tyler, “Adem ile Havva’nın Ortak Soyundan Gelmişimiz Adına Eşitlik” istemesiyle çıkan isyanlarda monarşik güçlerce bastırılmıştı.

Rönesans döneminde Antik Yunan’daki düşünceler tekrar canlandı. Kalvenci reformla İskoçya, Fransa ve Hollanda demokrasi benzeri bir rejime sahip oldu. 16. Yüzyılda artık halkın genelinin iktidarı denetleme yetkisine sahip olması gerektiği fikri oldukça yaygınlaşmıştı.

17 Yüzyılda İngiltere’nin yaşadığı devrimler bir çeşit demokrasiye geçiş anlamı taşıyordu. 1690′da İngiliz John Locke ilk demokrasi tanımını yaptı: özgürlük insanın doğal hakkıdır, bir hükümet ancak halkla sözleşmeye dayanıyorsa meşrudur, yasama ve yürütme güçleri ayrılmalıdır.

18 yüzyılda william Penn, Pennsylvania’daeşitlikçi bir demokrasi kurdu. Yine JJ. Rousseau önderliğinde “erdem”i yücelten ve bu kavramı demokrasinin başşartı yapan bir akım mevcuttu.

Kark Marx parlamenter sistemi “biçimsel demokrasi” olarak tanımladı. İyisinden kötüsüne tarihsel gelişim içinde tüm yaklaşımlar demokrasiyi halk egemenliğiyle özdeşleştirmişlerdir.

Demokrasi Kronolojisi:
1215 İngilterede Magna Carta ilan edildi.
1382 Floransa^’da halk hükümeti düştü.
1573 FrançoisHotman Cumhuriyeti Altın Kitabı eserini yayımladı.
1609 İngiltere’de 1. Charles idam edildi.
1679 İngiltere Habeas Corpus ialn edildi.
1689 İngilere’de Halklar Bildirgesi yayınlandı.
1690 John Locke Yönetim Üzerine İki İnceleme2yi yayınladı.
1748 Montesquieu Kanunların Ruhu Üzerine’yi yayınladı.
1762 J.J Rousseau Toplum Sözleşmesi isimli eserini yayınladı.
1776 Kuzey Amerika’da İngiliz Kolonileri isyan etti. Virginia Haklar Bildirgesini ilan etti.
1789 Fransız İhtilali. Yurttaş Hakları Bildirgesi.
1792 Fransa’da gecici olarak halkın seçim hakı verildi.
1794 Fransız sömürgelerinde kölelik geçici olarak kaldırıldı.
1830 Fransa’da 10. Charle’e karşı basın özgürlüğü için isyan etti.
1832 İngiltere’de demokratik reform yapıldı.
1835 Tocqueville, Amerika’daki Demokrasi Üzerine isimli eseri yayımladı.
1851 Fransa’da genel oy Hakkı kabul edildi.
1865 Amerika’da kölelik kaldırıldı.
1917 Rus devrimleriyle genel oy hakkı kabul edildi.
1928 İngiltere’de kadınlara oy hakkı tanındı.
1945 Fransa’da kadınlara oy hakkı verildi.
1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi yayınlandı.
1964 ABD’de ırk ayrımcılığı son buldu.
1973 Helsingi İnsan Hakları Bildirgesi ilan edildi.

Demokrasinin Gelişimi

Demokrasi geleneğinin beşiği sayılan Eski Yunan’da bir kent ve çevresinden oluşan kent devletlerinde, yasalar tüm yurttaşların katılı­mıyla yapılıyordu. Çeşitli yürütme ve yargı organlarında görev alan yurttaşlar oy verme ve meclise katılma hakkına sahiptiler. Kent lerdeki yurttaş sayısının 10 bini geçmemesi bu tür bir doğrudan demokrasi uygulamasına olanak veriyordu. Eski Yunan’da demokrasi İÖ 5. yüzyılda yaygınlaştı. Ne var ki, kadınlar ve köleler yurttaş sayılmadıkları için bu tam anlamıyla katılımcı bir demokrasi değildi. Kölelerin ve kadınların en zor işleri yerine getirmeleri, yurttaşlara kamu hizmetleriyle uğraşmak için olanak veriyordu. Eski Yunan’da yurttaşlar arasında eşitlik vardı; ama İnsanlar arasında eşitlik yoktu.

Eski Roma’da da herkes yurttaşlık hakkına sahip değildi. Başlangıçta yurttaş sayılmayan plebler sonradan öteki yurttaşlarla hukuksal eşitliğe sahip oldular.Önce cumhuriyet, son ra imparatorluk olan Roma’da yönetim senatonun elindeydi. Senatörler halk tarafından seçilmiyor, genellikle toprak sahipleri ve eski devlet görevlilerinden oluşuyordu.

Ortaçağda siyasal iktidar büyük ölçüde feodal toprak sahiplerinin temsilcilerinin elindeydi.Ortaçağ Avrupa’sındaki feodalizmin yıkılışından sonraki mutlak Krallıklar döneminde ticaret kentleri gelişti. Bu kentlerde en çok sözü geçen tüccarlar ile sanayiciler, yani burjuvalardı. Halk meclisleri de halkın tamamını temsil etmeyen bu kesi min elindeydi. Gene de bu meclisler daha ilerde parlamentolara ve yasama meclislerine giden yolda bir adım oldu.

17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da sanat, düşünce ve siyaseti etkileyen Aydınlanma Akımı eski yönetim biçimlerini sorgulayan eleştirel ve devrimci bir akımdı.İnsanların eşit doğduğu,devletin güçlünün karşısında ve zayıfın yanında olması gerektiği, insanların yönetime seçimle getirdikleri hükümetler yoluyla geleceklerini belirleme olanağına sahip olabilecekleri gibi düşünceler bu dönemde yaygınlık kazandı. Hükümetler halklarına karşı görevlerini yeri ne getiremedikleri zaman, halkın bu yönetici leri işbaşından uzaklaştırmaya ve yerine yeni lerini getirmeye hakkı olmalıydı.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’nde (1776) tüm insanların eşit yaratıldığı ve Tanrı tarafından onlara vazgeçilmez haklar tanındı ğı; bu haklar arasında yaşam, özgürlük ve mutlu olma hakkı bulunduğu; hükümetlerin varlığının bu hakların elde edilmesine yardım cı olmaktan başka bir nedeni olamayacağı dile getiriliyordu. Fransız Devrimi’nin (1789) ge tirdiği özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkelerine göre, kurulacak hükümetlerde halkın yöneti me katılması öngörülüyordu. İnsanlar hiçbir ayrım gözetilmeksizin yasalar önünde eşit olacaktı. Ne var ki, bu ilkelerin yaşama geçirilmesi kolay olmadı. Hemen hemen her ülkede gerek kadınların, gerek etnik grupla rın, ABD ve Güney Afrika gibi ülkelerde ise Siyahların hakları için çetin mücadeleler ver meleri gerekti. Bu mücadeleler bugün de sona ermiş değildir.

Günümüz demokrasilerinde genelde, yasal yaş sınırının üstünde olan tüm yurttaşların ülke yönetiminde görev alacak temsilcileri seçme hakkı vardır. Yurttaşların temel hak ve özgürlükleri ülkelerin kendi anayasalarıyla güvence altına alınmıştır. Temel hak ve özgürlüklerden bazıları, kişinin görüş ve düşün celerini herhangi bir baskı olmaksızın özgürce belirtmesini sağlayan konuşma özgürlüğü; sendika ya da siyasal parti gibi örgütler kurmak üzere kişilerin bir araya gelmesini sağlayan toplanma özgürlüğü; herkesin dile diği biçimde dinsel inançlarının gereklerini yerine getirmesini sağlayan inanç özgürlüğü; gazetelerin serbestçe bilgi toplama ve yayım lamasını sağlayan basın özgürlüğü ve herkesin yasalara uygun olarak yargılanmasını sağla yan yasa önünde eşitlik hakkıdır.

Demokrasinin yerleşmiş olduğu ülkelerde seçimle işbaşına gelen hükümet halkın beklentilerini yerine getiremezlerse  gene seçimle görevlerini yeni partilere ve hükümetlere bırakırlar. Bu gibi ülkelerde halkın dışında hiçbir güç yönetime el koyamaz,halk adına herhangi bir müdahalede bulunamaz.

Demokrasinin yerleşmesi ve sürmesi, de mokrasi ilke ve kurallarının günlük yaşamda benimsenmesi ve gözetilmesiyle de yakından ilişkilidir. Ailede, okulda, oyunda benimse necek demokrasi ilkeleri bir yaşam boyu insa nın davranışlarını etkiler ve yönlendirir. Ço cukların, yaşları küçük de olsa, aile içinde söz sahibi olabilmeleri, alınacak kimi kararlarda onların da düşüncesinin sorulması, ailede gö revlerin paylaşılması ve hakların gözetilmesi demokrasinin uygulama alanından bir örnek tir. Okulda öğrencilerin yönetime katılabilmeleri, hak ve istemlerini dile getirebilmeleri, özellikle değişik ırktan, ulustan ve dinden öğ rencilerin bir arada olduğu ortamlarda karşı lıklı saygı, dikkat edilmesi gereken demokrasi kurallarıdır.

Demokrasinin Temel İlkeleri

Demokrasinin Temel İlkeleri arasında Millî Egemenlik, Hürriyet ve Eşitlik, Siyasi Partiler veDemokrasinin Öğeleri bulunmaktadır. Bu terimleri sırasıyla incelemeye başlıyalım.

Millî Egemenlik

Demokraside egemenlik millete aittir. Vatandaş bu hakkını milletvekilleri aracılığıyla kullanır. Yönetenler güçlerini milletten almaktadır. Zorla kimse işin başına gelemez. Bu unsur Anayasamız’da “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diye geçmektedir.

Hürriyet ve Eşitlik

Demokraside, hürriyet ve eşitlik esas alınmaktadır. Hürriyet, başkalarına zarar vermeden her şeyi yapabilmektir. Hürriyet ve Eşitliğe göre bütün insanlar hür, serbestçe düşünür ve düşüncelerini açıklayabilir.

Siyasi Partiler

Ülke sorunları hakkında aynı düşünceleri düşünen kişiler parti kurabilir. Vatandaşlar, bu siyasi partilerden birine üye olabilirler. Ülkemizde Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ilk kurulan parti Halk Fırkası’dır. Fırka parti anlamına gelmektedir.

Demokrasinin Öğeleri

Demokrasinin Öğelerinde Hâkimiyetin asıl sahibi halktır. Kişi hak ve özgürlüklerine yer verilmektedir. Herkes tek ve eşit oy hakkına sahiptir. Toplum içinde bulunan tüm bireyler aynı haklara sahiptir.

Pagination for Multi-page posts ~~~ -->